Bu ülkede `pırlanta` değerinde insanlar ve onların çalıştığı `elmas gerdanlık değerinde` kurumlar var. Nereden mi biliyorum? Yazının devamını okuyarak siz de öğrenin!
Türkiye`de yeni pazara giren yabancı bir bankanın temsilcisi, bir toplantıda konuşuyor, bu konuşmanın bir kısmı da `çok saygıdeğer bir ekonomi kanalından` yayımlanıyor.
Kullandığı cümleler daha önce `aynı pozisyonda` olanlardan dinlediklerimizden farklı değil Türkiye`ye geldiklerinden bugüne Türk halkına kolay ve ucuz kredi vermişler, onlar sayesinde halkımız “kredi” ile tanışmış, ihtiyaçlarını gidermiş, ev-bark sahibi olmuş… Ne kadar iyisiniz, gerçekten minnettarız.
Değerli dostlar, iki gün önceki yazımda `finansal kurumların kredi reklamlarına` rağmen aslında maliyetin `ek istenenlerle` birlikte arttığını sorgulamış ve detayları size aktarmıştım.
Bugün konuya kaldığım yerden devam etmek ve sizden gelen sorulardan da yola çıkarak `ucuz` denilen kredi maliyetlerine göz atmak istiyorum. Daha açıkçası, `Biz, size kredi verdik`, `faizler çok düşük` gibi içi boş ifadelerin `bu faizden kredi kullanana yani bankaların iyilik yaptıklarına` ne kadar büyük zarar veren bir dinamiğin üstünü örtmeye çalıştığını matematiksel olarak detaylandırmak istiyorum..